Kalem Ustası Sırrı Çınar’dan Tadına Doyulmaz Bir Aşk Romanı

Written By: Beyin Gücü - Tem• 23•13

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

sirri cinar

 

Yazar Sırrı Çınar’ı daha önce yayımlanan dört şiir, iki roman ve bir deneme kitabından, öykü, şiir ve düşünce yazılarından tanıyoruz. Sürekli üreten ve yazan kültür adamı Sırrı Çınar’la son romanı “İlk Dönemeçte Son Aşk” adlı hakkında sohbet ettik.

 

Bir aşk romanı… Çok ilgi göreceği şimdiden belli olan bu romanın sizin kaleminizden çıkması da ayrı bir güzellik… Nasıl bir aşkı anlattınız?

Tutkulu, saf, temiz ve bazen de marazi bir hal alan bir aşk Kâmil’in yaşadığı… 1970’li yılların sonunda başlayıp bugüne uzanan, uğrunda bir ömür tüketilen bir aşkı anlattım.

Aşk her zaman aynı mıdır? Yoksa döneme göre değişiklik gösterir mi?

Aşk tamamen insani bir duygu. Allah tarafından kalplerimize yerleştirilen sevginin çok yoğun yaşanması sonucu, aşık olanın kendini aşkı için yakması, yok etmesi, acı çekmesi, mutlu olması gibi zıt duyguları birlikte yaşaması ve diğer yaşamsal işlevlerinde mihenk noktası olarak aşkını görmesidir. İnsan öğrendikleriyle ve kültürüyle yaşar. Öğrendikleri ve kültürü, nasıl davranacağını belirler. Davranışsal olarak döneme ve kültüre göre değişir aşk. Yaşanan duyguların kontrolü ve yönlendirilmesi kültüre göre olur. Aşk algısı, duygunun yönlenmesinde önemlidir ama sonu birbirine benzer. Yani yok olma, kendini feda etmeye gider. Süreç farklı olsa bile sonuç benzerdir.

Aşk romanlarının ciddi roman olarak algılanmamasının sebepleri neler sizce?

Bu görüşe katılmıyorum ama aşkı hafife alan romanlar da yok değil. Kastımız o romanlar olmadığı sürece, hafif roman demek aşka saygısızlık olur. Ki tarihi değiştirmiş hafife alınan aşk… Savaşlara neden olmuş. Ne büyük bir çelişki, değil mi? Hem aşk savaşı bitiriyor, hem de savaş nedeni olabiliyor. Türk tarihinin en önemli zaferi olan Malazgirt Savaşı’nda Sultan Alpaslan’ın karşısına çıkan Romen Diyojen Roma İmparatoru olmuş ancak aşık olduğu kız için imparator olması yetmemiş. Kıza olan aşkından, onun gözüne girmek için Malazgirt’e girmiş. Yenilgi alınca hem aşkına kavuşamamış hem de gözlerine mil çekilerek kör edilmiş. Artık Romen Diyojen bir imparator değil, zavallı bir aşık mahkûmdur. Koskoca Truva devletinin yok oluşu da bir aşk yüzündendir. Osmanlı’da Hürrem Sultan etkisini biliriz. Muhteşem Süleyman’ı çaresiz bırakan, Hürrem’e olan aşkı değil midir? Yani aşk bu kadar önemliyken romanına hafif demek, dediğim gibi o yüce duyguya saygısızlıktır.

Romanınız çok yakında kitapçılarda olacak. Şu anki tepkiler ne yönde?

Lise öğrencisinden ellili-altmışlı yaşlardaki kişilere kadar görüştüğüm herkesin çok büyük bir ilgisinin olduğunu gördüm. Belki bu kitapla hayatında ilk kitabını okuyacak çok kişi olacak. Çünkü aşk her insanın yüreğinde özel bir yeri olan duygudur. Yaşayan zaten bilir, yaşamayan özenir, yaşamadığı için eksik sayar kendini…

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

Genç-yaşlı herkes aynı tadı alacak mı bu romandan?

Genç arkadaşlar tanımadıkları duyguları görecekler, daha ileri yaşlarda olanlar tattıkları duyguları hatırlayacaklar. Roman yaşamın ta kendisidir. Dolayısıyla romanımda yaşamın her anı var. Aşkla bu kadar haşır neşir biri olarak, bir kadına olan aşkı geleneksel ve kültürel algı içinde verdim. Roman küçük bir Anadolu ilçesinde geçiyor. İlçenin ismini vermedim ki okuyucu o ilçeyi kendi şehri kabul edebilsin. İlçenin 1970’li-80’li yıllarını ve son dönemdeki değişimi verdim. Bu dönem içinde düşüp kalkan kahramanımız Kâmil’de değişmeyen bir şey var, o da sevdası… Karakterlerin tanıtılmasında psikanaliz ve sosyal psikolojiye de geniş yer verdim. Yani okuyucu sadece bir aşk romanı okumayacak. Hayatta kullanabileceği çok önemli tecrübelere sahip olacak.

Kitaplarınızda mesaj kaygıyı taşıyor musunuz?

Hayır, direkt mesaj vermek diye bir kaygının olmaması lazım. Okuyucu olayların gidişinden, anlatılanlardan gerekli mesajı ister alır, ister almaz. Tabii ki her yazarın okuyucuya aktarmaya çalıştığı bir gerçekçilik vardır. Okuyucu bu gerçekçiliği alıp kendi gerçeğine uydurur. Aslında var olanı gösteriyoruz. Sorgulamalarını ve farkında olmalarını sağlayıp, yaşamadan yaşanmış gibi yaptırıyoruz. Bir nevi pratik yapıyor okuyucu…

“Sevgi” üzerine konferanslar verdiğinizi biliyoruz. Devam edecek misiniz?

“Sevmeyi sevmek” konulu söyleşiler gerçekleştiriyorum. Başka konularda da söyleşiler yapıyorum. Davet olduğu sürece karşılık beklemeden nerede dinleyici varsa oraya giderim.

Önümüzdeki dönem için planlarınız nedir?

Bu romandan sonra bir öykü kitabı, bir şiir kitabı ve bir de deneme kitabı olarak üç kitabım da yayımlanacak. Yeni bir romana başlıyorum. Kurgusunu uzun zamandan beri yaptığım yine çok farklı bir roman… Öykü, şiir ve düşünce yazılarına da devam edeceğim. Yazmadan duramam.

 

www.beyingucu.gencgelisim.com

 

 

Bir önceki yazımız olan Güzel Söz başlıklı makalemizde bostan ve gülistan, doğu klasiklerinden hikayeler ve Güzel Söz hakkında bilgiler verilmektedir.

You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir