Emek Yoğun İşler

Written By: Beyin Gücü - May• 10•13

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

emk

Yıllar önce bir gazetede okumuştum. O sıralarda Portekiz’de hemen hemen her evin altında bir atölye varmış. Bunların çoğu da kalıp atölyesi imiş. Bir bakıma ülkemizde de uzun yıllardan beri, özellikle Denizli ve civarında bulunan yerleşim birimlerindeki evlerin çoğunda, küçük çapta dokuma işleri yapılan atölyelerin varlığı biliniyor.

Ayrıca son zamanlarda, “ev ofis” diye adlandırılan yeni bir çalışma biçimi de giderek yaygınlaşıyor. Emekli yaşına gelmiş deneyimli elemanlardan bir süre daha yararlanmak amacıyla başlatılan bu moda, son zamanlarda ülkemizde de görülüyor. Bu uygulamadaki espri ise, eskilerin “ispat-ı vücut” dedikleri “işyerinde devamlı olarak bulunma” olayının ortadan kalkması anlamını taşıyor.

Her iki hâlde de, serbestlik başta olmak üzere birçok kolaylık yanında, zamandan ve yol masraflarından başka daha pek çok konuda tasarruf sağlanıyor. Ayrıca, Hazine Müsteşarlığı’ndan kaynaklanan bilgilerden öğrendiğimiz kadarıyla, bir işçinin istihdamı için büyük işletmelere gereken yatırım tutarının, kısaca KOBİ denilen “Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler”e nazaran üç kat fazla olduğu gerçeğinden hareketle, ev atölyelerinin ne kadar ucuza kurulabileceği de açıkça belli olmaktadır. Bu sayede, çok daha az bir yatırımla çok daha fazla insanımıza iş imkânı sağlanabilecektir.

Gerçi yurdumuzun her yanında kurulan ve kurulmakta olan sanayi siteleri de aynı amaca dönük olarak gösterilebilir ama o siteleri kuranların ağırlıklı olarak küçük sanayici ve esnafımızdan oluştuğu, dolayısıyla gerek acemilikler gerekse kaynak noksanlığı nedeniyle yaşanan gecikmeler yüzünden “astarı yüzünden pahalı” denilebilecek maliyetlerin ortaya çıktığı bilinmektedir. Üstelik bu türden sitelerin ortakları da, özellikle ödeme güçleri açısından eşit düzeyde olamadıkları için, tavşanlarla kaplumbağalar, kaplumbağa hızıyla yarıştırılmakta, inşaatlar ödeme gücü en az olan üyelere göre yürütülebilmektedir.

Ev atölyelerinin organize edilmesi elbette kolay bir iş değildir. Çünkü en azından, kalite ve istikrar açısından göz ardı edilemeyecek zorluklar var. Daha önemlisi; “mevzuat hazretleri” dediğimiz büyük bir engel var ki insanı bırakın iş yaptığına, doğduğuna bile pişman edebiliyor.

Şu anda evlerinde, kahve köşelerinde, sokaklarda, hapishanelerde ve daha pek çok yerde, boşta bekleyen milyonlarca işsiz insanımız var. Hatta kapkaç olayları bile, bir anlamda işsizliğe dayanıyor. Birtakım vergi ve sigorta kavramları bu mantıkla düzenlenir, böyle bir yapılaşmanın önündeki engeller aşılabilirse, en kısa zamanda istihdam konusunda büyük patlamalar yaşanabileceğinden hiç kimse kuşku duymamalıdır. O zaman, yemek ve yol paralarından tutun da, sigorta ve vergi kesintileri ile, dünyada en yüksek oranda hesaplanan kıdem tazminatları gibi çeşitli yükümlülükler yanında, işyeri oluşturulması için gereken yatırım giderleri de ortadan kalkacağı için, orta ve büyük çaptaki birçok firma, hatta küçük boyutlardaki yatırım masraflarını da üstlenerek, emek yoğun işleri fason olarak yaptırmaya yönelecektir.

Devletimiz, eğer bu düşüncelerden yola çıkarak gerekli düzenlemelere gidebilir, sistemi işverenlerce açıklıkla ve çekinmeden kullanılabilir hâle getirebilirse, çok kısa bir zamanda işsizliğin kökü kazınabilecek, az veya çok, herkesin nafakası çıkacaktır.

O zaman, kalite ve istikrar konusu da sorun olmaktan çıkacaktır. Çünkü o görevi, ev atölyelerine iş yaptıran daha gelişmiş firmalar bizzat kendileri üstlenmiş olacaktır. Hatta, o organizasyonlarda kullanılabilecek beyaz yaka dediğimiz eğitimli ve deneyimli insanlar bile, ev-ofis anlayışıyla çalıştırılabileceği için, bir taşla birkaç kuş vurulmuş olacaktır. Bu arada, birtakım gözü kara kuruluşların zaten yapmakta oldukları bu uygulama legal hâle gelecek ve sistemden bütün ülke girişimcileri huzur ve güven içinde yararlanabileceklerdir.Yeniden yapılandırılacak bu sektör için, çalışan aile fertlerini de kapsayan basit bir sigorta ve vergi sistemi geliştirilebilirse, son zamanlarda iyice yaygınlaşmış kaçak yabancı işçi çalıştırılması da çekiciliğini kaybedecek, en azından, o kaynaklardan kendi insanımız yararlanacaktır.

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

Bu konuda yapılması gereken yenilik, ana firmaya fason üretim yapan ev atölyelerinin KDV ödemelerinden muaf tutulmalarıdır. Buna karşılık, ana firmalar yaptıkları ödemeleri işçilik gibi göstereceklerinden, kesecekleri faturalara katma değer vergisini de ilave edecekler, dolayısıyla bu konuda devletin hiçbir kaybı olmayacaktır. Böylelikle ev-ofislerin ve ev atölyelerinin KDV formalitelerinden kurtulmaları sağlanmış olacaktır.

Konunun üzerine bu mantıkla gidildiğinde, benzer şekilde pek çok pratik çözümler üretilebileceği görülebilecektir. Bu konuda kapsamlı çalışmalar yapılmadan sonuca varılması elbette kolay olmayacaktır. Bize göre bu ev atölyelerinin malzeme ve yardımcı malzeme kullanmayacakları cihetine gidilerek sadelik sağlanacak, aynı şekilde, vergi sigorta konusu da basite indirilebilecektir.

Bu yolla yapılabilecek üretimlerin büyük bir bölümünün sanayi dışı konulara kayacağına da kesin gözüyle bakılabilir. Böylelikle boş kalan potansiyelimizi değerlendirirken, özellikle el sanatları konusunda kültür ve geleneklerimizi de ihraç etmiş olacağız. Bütün dünyaya ismimizi, bu sefer de bu yolla duyurmayı başaracağız.

İhracatımız hızla artıyor. Ama görüyoruz ki ithalatımız daha büyük bir hızla büyüyor. Çünkü asgari ücret son dört yılda üç buçuk kat artarken, aynı değerde kalan dolarla ihracat yapmanın tek

yolu, ithal girdiler ve yine ithal yoluyla sağlanan ileri teknoloji ürünü makinelerle olmaktadır. Bir anlamda, “dostlar alışverişte görsün” misali, kendimizi kandırmaktayız. İhracatın artmasına, katma değeri yüksek ürünlerimiz oranında sevinmeliyiz. Bu ise, emek yoğun, kendi geliştirdiğimiz yerli teknoloji ürünü makinelerle üretim yapmakla ve marka olmanın sağladığı yüksek kârlılıkla elde edilebilir. Üzülerek belirtmek gerekirse, bugün için hammaddesini ve makinesini aldığımız “yabancıya” az oranlardaki emeğimizi katarak, adeta “fasoncu” gibi çalışmaktayız. Üstelik bu işleri yaparken, onlara sadece orta seviyedeki emek gücümüzle hizmet vermekteyiz. Bu sistemde vasıfsız işçimize olduğu gibi, yetenekli ve gelişmiş beyin gücümüze de yer yok.

Emek yoğun işlere ağırlık vermek, sanıldığı gibi teknolojik gelişmelere kapalı olmak anlamında düşünülmemelidir. Tam aksine, eski elemanların deneyimleri ile beyin gücünü birleştirerek hiç eleman çıkarmadan, hatta yenilerini de işe alarak artı değerler yaratmak en büyük hedef olmalıdır. Bunun için, bir yerden başlamak gerekirse; “En büyük tehlike, en yakın tehlikedir.” mantığıyla, atıl kapasitemizi bir an önce devreye almanın yolunu bulmalıyız.

Aslında her şey Kristof Kolomb’un yumurtasında olduğu gibi çok kolay, sadece biraz etraflıca düşünmek gerekiyor. Unutmayalım ki her sorun kendi kuralları içinde çözülür.

 

Gazanfer Sanlıtop

www.beyingucu.gencgelisim.com

Bir önceki yazımız olan Sorunlarınızın Üstesinden Gelin! başlıklı makalemizde bilinçaltı telkinler, sorunlarınızın üstesinden gelin ve telkin cdler hakkında bilgiler verilmektedir.

You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir