Dilenci

Written By: Beyin Gücü - Nis• 08•13

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

sadaka2

Kadın güzeldi, zarifti, eli yüzü düzgündü.Bakanın hayran kalacağı bir güzellik sahibiydi. Adamın aklını başından alan cinsten, derler ya, öyle bir şeydi.Kadın yoksuldu, muhtaçtı, dileniyordu.

Allah rızası için fakire bir sadaka, diyerek dolaşıyordu sokaklarda.

Sokaklar tuzaktır çoğu zaman sahipsizlere, kimsesizlere, muhtaçlara. Her an bir tehlikeli bir çukur vardır önünde. Bir de güzel bir kadınsa sokaktaki sahipsiz, onun için daha da zordur durum.

 

 

Güzel çiçekleri acımasızca dalından koparıp ziyan edecek, fırlatıp sokağa atacak, ayaklarının altında çiğneyip ezecek o kadar çok hoyrat insan var ki, üzülmemek elde değil!

Fırsatçıların eline düşmeye görsün kişi.

Düşmüşe üşmüş çok olurmuş.

Dost düşman düşünce belli olurmuş kişi.

İyi günde herkes, zor ve dar günde er kişi dost olurmuş insana.

Kadın mahcup, mahzun ve gözleri yerde bir kapının tokmağına dokundu usulca.

Bugünlük yiyeceğini karşılayacak birkaç kuruş verirse bir iyiliksever, ne ala!

Yoksa çok zordu yaşamak denilen dramatik öykü.

Kapı açıldı hizmetçi tarafından. Ev sahibi göründü köşesinde. Varlıklı bir aileydi anlaşılan. Bir de hayırseverse ne güzel olacaktı kadın için.

Korku, endişe, heyecan ve ümitle seslendi belli belirsiz bir şekilde.

-Allah rızası için yoksula bir sadaka!

 

Adam başını kaldırdı oturduğu yerden.

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

Gördü ki güzel ve alımlı bir kadındı karşısındaki.

Allah insanı kimseye muhtaç etmesin, başkalarına el açtırmasın. Bu yaşta, bu güzellikte bir kadın, mecbur kalmasa istemezdi, diye düşündü.

İyilik sever bir adamdı. İnsan halinden anlardı. Yoksullara üzülür, acır ve elinden geldiği kadar yardım etmeye çalışırdı. Hizmetçisine dedi ki oturduğu yerden:

-O kadına dört yüz sarı lira  ver!

 

Bu para o günün şartlarında büyük bir rakamdı. Onunla iyi bir gelecek oluşturulabilirdi. Sıkıntılarından kurtulurdu insan. Rahata ererdi.

 

Yanındakiler adama dediler ki şaşkın bakışlar arasında:

-Ey Abdullah! Bu kadın bir dilencidir. O senden bir sarı lira sadaka istiyor, sen dört yüz sarı lira veriyorsun, neden?

 

Abdullah biraz da  mahcubiyet içinde, ama gönlü rahat dedi ki:

-Gördüm ki kadın güzel. Güzellik büyük nimet, fakat fitne sebebidir aynı zamanda. Yoksulluk insana  her şeyi yaptırır. Kadının bu güzellikle baştan çıkarılıp kötü yollara sürüklenmesinden korktum. Bu yüzden onu dilenmekten kurtaracak bir zenginliğe ulaştırmak istedim. Bu sayede belki bir erkek onunla evlenir de kurtulur!

 

Kadın istemişti bir göz, Allah vermişti iki göz!

Bir günlük yiyeceği için bir sadaka diye kapısına vurmuştu adamın, o onun geleceğini kuracak miktarda bir para vermişti.

Sevinç, mutluluk ve şükran duyguları arasında  oradan ayrıldı kadın.

-Sana sonsuz şükürler olsun Allah’ım, diyerek uzaklaşıyordu.

 

www.beyingucu.gencgelisim.com

Bir önceki yazımız olan Çolak El başlıklı makalemizde çolak el, dini hikayeler ve dini öyküler hakkında bilgiler verilmektedir.

You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir