Bilimsel Açıdan Duanın Ele Alınışı

Written By: Beyin Gücü - Nis• 27•13

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

duanin gucu

Dr.Alexis Carrel ,   “Dua” isimli kitabında, duayı bilimsel açıdan şöyle ele alır:

“ Cerrahlık, hekimlik ve fizyolojistlik tecrübeleri, dokuların yeniden canlanması (re-generation) ve yaraların iz bırakmaması hakkında senelerce süren laboratuar etüdleri, duanın tedavi edici tesirleri üzerinde isabetli bir kıymet hükmü verilmesini sağlamıştır.

Dua alışkanlık haline geldiği ve içten olduğu zaman tesiri çok berraklaşır. Duayı iç salgı bezlerinden birine benzetmek mümkündür. Mesela tiroit veya böbrek üstü bezleri gibi dua,bir nevi zihni veya organik değişiklikten ibarettir.Bu değişiklik, gittikçe artan bir süratlilikte olur.Sanki şuurun derinliklerinden bir ışık yanmıştır.

Fransa’da dua ve telkin yoluyla tedavi yapılan mukaddes bir mahal olan Lourdes’un sağlık bürosu, bu şifaların gerçekliğini ispat ederek bilime büyük hizmetlerde bulunmuştur.

Dua adeta infilaki bir tesire sahiptir. Bu yolla kanser, böbrek iltihapları, ülser, deri, akciğer, kemik ve karın zarı veremi gibi hastalıkların süratle iyileştikleri görülmüştür.”[1]

ABD’de dünyaca ünlü Carter’la çalışma yapmış, Prof. Dr. Mehmet Öz’ün bir sözü var: “Ben her ameliyatımda mutlaka dua ederim, duanın meditasyon gibi, şifa gibi iyileştirici özelliği var. Ameliyat sonrası hastalarıma da mutlaka dua ettiriyorum, bunun sağlıklarına kavuşmada müthiş bir etkisi var.” diyor.

Boston Hastanesi Baştabibi Dr. Harvard: “Doktorlara yapılan müracaatların %60 ile 90’nı strese dayalı rahatsızlıklardır” diyor. Strese karşı da duanın müthiş bir faydası var. ABD Ulusal Sağlık Enstitüsü, dua ile sağlık ilişkisine dair araştırmalara finansman sağlamaktadır. New York Psikiyatri Enstitüsü ile Kolombiya Prespyterian Tıp Merkezi, farklı ülkelerden 40 bin kişi üzerinde bir depresyon araştırması yapmıştır. Bu araştırmaya göre 1950 sonrasında doğan neslin en büyük hastalığı depresyondur. Prof. Dr. Güler’in çalışmasında yer alan “Duanın tedavideki yeri” konulu araştırmada değinilen konular şöyle:

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

Dr. Elisabeth Targ (Pasifik Tıp Merkezi, Psikososyal Onkoloji Araştırmaları Klinik Direktörü) dua ve maneviyatın AIDS hastalarının iyileşmesi üzerine etkilerini araştırıyor ve Şifa duası yapılanların daha iyi olduklarını gözlemliyor.

TIME-CNN, yaptığı bin 4 kişilik ankette katılımcıların yüzde 82’sinin ibadet ve duanın iyileştirici etkisi olduğunu belirttiler.

Kansas eyaleti St. Look Hastanesi’nde Dr. William Harris ve arkadaşları kalp-akciğer hastası 990 hastayı iki gruba ayırmış ve bir gruba onların bilgisi ve haberi olmadan beş din adamı tarafından dua ettirmiştir. 4 hafta boyunca her gün dua edilen gruptaki hastaların iyileşme oranları, dua edilmeyen gruba kıyasla yüzde 11 daha iyi bulunmuştur.

San Fransisco Hastanesi’nde 393 kalp hastası üzerinde çalışma yapıldı. Dua edilen 150 hastanın daha çabuk iyileştiği gözlendi.

Harvard’lı bilim adamı Dr. Herbert Benson, son 30 yılını duanın insan fizyolojisi üzerindeki etkilerine adamış, tüm duaların stresi gideren, bedeni sakinleştiren ve iyileşmeyi hızlandıran etkisi olduğuna dikkat çekiyor. İnsanların dua halindeyken yaşadıkları değişiklikleri beyin MR çekimleriyle izleyen Benson, dua esnasında beyinde kompleks bir aktivitenin gerçekleştiğini saptamış.

ABD Maryland Üniversitesi’nde 23 değişik hastalıklı bir grup ile yapılan çalışmada dua edilen hastaların ağrılarının azaldığı ve daha çabuk iyileştiği saptanmıştır.

Cornell Üniversitesi kalp cerrahlarından Dr. Mehmet Öz :” Geçen yıl kalp krizi geçirmiş stent takılacak 750 kişi üzerinde araştırma yaptık. Dua edenlerin hızla iyileştiğini gözlemledik. Ben de dua etmelerini tavsiye ediyorum.” , demektedir.



[1] Dr. Alexis Carrel, Dua

 

 

Yüreğindeki Sen/Selçuk Alkan/Akis Kitap

www.beyingucu.gencgelisim.com

Bir önceki yazımız olan Lahanaya Bak Be! başlıklı makalemizde mübalağa, mübalağa sanatı ve nükteli konuşmalar hakkında bilgiler verilmektedir.

You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir