Baskı, İnsanı İkilemlere, Labirentlere İteleyen Olgu

Written By: Beyin Gücü - Nis• 19•13

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

proaktif olmak

Bu olgunun çağdaş yaşamınızın bir parçası olduğuna inanıyorum. Belki de hızlı gelişime ayak uydurmaya çabalayan kültürümüzün bir sonucu… Bunu inkar edenler, kendilerini aldatırlar gibi geliyor bana. Aslında baskı doğal sonuçlardan biridir. Bu olgunun iyi veya kötü olması kararını, kendinizin bakış açısında aramak zorundasınız. Eğer bu aracı kendi çıkarlarınız adına kullanırsanız, elbette ki uygulanan baskının, iyiliği, güzelliği ortaya çıkar… Veya bu aracın sizi kontrol etmesine izin verdiyseniz, kötü baskı ortaya çıkar ki, sonucu strese dönüşür.

Olumlu insan davranışı sergileyenler, baskılar karşısında nasıl hareket edip, başa çıkacaklarına ilişkin seçimler yapar. Bu garip olguyu dost olarak kullanabileceğiniz gibi, sizi etkileyerek olumsuza yönelebilirsiniz. Karar size kalmıştır. Demek ki her olumsuz baskıya karşı, öncelikli tedbirleri almak zorundasınız. Örneğin grip aşısını, salgın başlamadan yaptırmanız, sağlığınız ve psikolojik güçlülüğünüz, olumsuz gelişecek olan yarınlara karşı, adeta bir kale duvarı olarak görülebilir. Eğer siz bu olumsuzluğa tedbir alıp, olumluya çevirebilme başarısını gösterebildiyseniz, coşkunuzu birilerine aşılamalısınız. Bu aşılama doğru çizelgede bütünleşirse, enerjiniz arttığı gibi, birilerinin de enerjilerini arttırmanız mümkündür. Bunu baskı yoluyla da yapabilme gücünü kendinizde bulabilirsiniz. Tıpkı korların birleştiğinde alev olmasının kaçınılmaz oluşu gibi… İnsanların verimli olabilmeleri ve bu verimi arttırabilmeleri için, zaman içinde birbirlerine pozitif dayanma gücünü aktarmaları, birbirlerine omuz vermeleri gerekir. Yaptığınız baskı, pozitif yansıyıp algılanıyorsa, sizden mutlu kim olabilir? Bundan kaçan insanlar, kendilerine uygulanan baskıları, pozitife çevirmekten korktukları için, baskıyı strese dönüştürmekte hiç de gecikmezler.

Eğitim serüveninizde, yapmanız gerekeni yapmayıp, bir anlamda, zamanı sokağa savurup attığınız için, sınavdaki durumunuzu hatırlamaya çalışın. İşte o durumun adı strestir. Ve bu sizin en büyük düşmanınızdır. Bakın tedbirsizlik sizi nereye sürükledi…

Hazır olmamak. Bu korkunç kabusu yaşamak, insanın kendisine yapabileceği en büyük baskı, en acımasız tavırdır. O an aynaya bakmanız gerekecektir. Çünkü aynalar asla yalan söylemezler… Aynalar, kandırmayı bilmeyen yansıtıcılardır. (İçbükey, dışbükey aynalar hariç. Onlar ayrı bir tartışmayı gerektirir…) Şimdi bu söz ettiğim zaman akışında, bu olumsuz gelişim sürecinde, kendinize güven duymanız mümkün müdür? Bu güvensizlik, içten içe size baskı, zaman aktıkça sizi strese sürüklemeyecek midir? Stres içinde birinin, kaliteli performans göstermesi mümkün müdür? Unutmayınız ki stres dikkatinizi dağıttığı gibi, düzenli ve düzeyli hareket etme yeteneğinizi de asgariye indirir. Başarıyı kovalarken, başarısızlığın peşine düştüğünüzün bile farkına varmayabilirsiniz. Bunun içindir ki, ön tedbirlerinizi alarak, neşenizin kaybolmamasına özen göstermelisiniz. Çünkü neşeli insanlar, hoş olmayan anıları ve olayları, hafızalarında dolaştırmazlar.

Eğer aczi kabul edip, ön tedbirsiz, baskıları kabul ederek, o baskıların sizde yarattığı stresi, bir faktör haline getirirseniz, durumunuzu al baştan deyip, gözden geçirmelisiniz.

Bu yola girdiğinizde, kuşkularınızdan arınmak zorundasınız. Çünkü kuşku, sizi zayıflatan, olumsuzluğa sürükleyen, başarısızlığa yönlendiren bir şeydir. Onun içindir ki ‘al baştan’ derken, kuşkularınızı devre dışı bırakmanız gerekecektir.

Kuşkusuz, baskı altında kaldığınız zaman akışında, belirsizlik dönemleri yaşayacaksınız. Ama bu sizin başarısızlığa yöneldiğiniz anlamına gelmemelidir. İlerde ne olup bittiğini bilemediğiniz anlara kuşku dediğimize göre, o anlarda olaylara, başka bir açıdan bakabilirseniz, baskı sonucu özünüzdeki strese dönüşümü, pekala engelleyebilirsiniz. Elbette ki bunun metotları vardır. Örneğin kendi yarattığınız disiplin duygularınıza güvenmelisiniz. Dün size uygulanan ve yarın size uygulanacak olan baskı metotlarını, asla birbirine karıştırmamalısınız. Bugünkü engelleri akıllıca ve güvenle aşarsanız, yarın doğacak olan baskılara, daha rahat göğüs gerecek, onları daha kolay hale dönüştürebileceksiniz. O inanılmaz enerjinizi yarınki endişeleriniz için asla harcamamalısınız. Eğer böyle bir gaflete düşerseniz, yarınlar adına, bugünkü işlerinizi de başaramazsınız. Bu sizi yıpratacaktır.

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

Yola baktıkça, yolun uzayacağını asla düşünmemelisiniz. Yolun mutlaka bitip, hedefinize ulaşacağınızı düşleyerek, baskı sonucu girdiğiniz stresten uzak kalmanız pekala mümkündür. Baskı ve stresten kurtulmanın en kestirme yollarından biri, hiç şüphesiz, insanların sizi olumlu yönde etkilemelerini sağlamaktır. İnanın bu aslında sizin elinizdedir. Zamanınızın çoğunu başarı yolundaki olumlu eylemlerinizle geçirip, az şikayetçi olursanız, biraz evvelki söylediğim uygulama gerçekleşecektir. Yani insanlar size olumlu yaklaşacak, baskıdan uzaklaşacaklardır.

Her şeye rağmen, baskı altında bile olsanız, olumlu kalmaya özen göstermelisiniz. Aksi halde kendinizi ne kadar kötü hissederseniz, o kadar negatif ve agresif olacağınızı unutmamalısınız. Bu sadece sizin sağlığınızı yıpratmaz, etkiniz, çevrenizdekilere de zarar verir. Bunun için duygularınızı bastırın demiyorum. Freud’un dediği gibi “Duygularınızı bastırmayın, sinir sisteminiz bozulur.” Elbette duygusuz davranmaya çabalamak, hataların en büyüklerinden biridir. Ama unutmayınız, belli olumsuz düşüncelerden ne kadar fazla konuşursanız, onları o denli kuvvet sahibi edersiniz. O kuvvetle olumsuzluğunuz (hatalı olmasına rağmen) doğrulukla yüklenip, güçleniyor gibi görünmeye başlar. İşte o dönemde bir “U” dönüşü yapıp, doğru ve olumluyu arayıp bulamazsınız, kendi içinizdeki baskı, strese, o gelişim de, çeşitli ruhsal dengesizliklere yönelecektir. Bundan kaçınmalısınız. Baskı, zaman ve onu nasıl kullanacağınızla doğrudan ilgilidir. Sorunların üstesinden gelebilmeniz için, önerileri dikkatle irdelemeniz gerekecektir.

İçinizde yarattığınız baskıdan kurtulmanın önemli yöntemlerinden biri de, yapmak zorunda olduğunuz görevleri, sıraya koymanızla mümkündür. Zevksizlikleri başa alın. Böylelikle keyifsiz başlangıcınız, keyifli finallerle son bulacaktır. Bu da içinizdeki baskıyı hafifletecek, hatta yok edecektir.

Hayat oyuncuları, yaptıkları veya yapacakları her şeyin pratiğini yapıp, uygulamada keyiflenenlerdir. Keyiflenebilmeniz için, kendi içinizdeki baskıyı arttırıp, sıkılarak da olsa, pratik gelişiminize ağırlık vermenizde, kaçınılmaz mantık olmaktadır. Bu mantıktan bakarsanız, pratik yaptığınız konuda, kendinize güven duygunuz artıyor demektir. Elbette ki güven duygusu, başarıyı, başarı da keyfi ve mutluluğu yaratır. Kaçınılması mümkün olmayan sondur bu. Başarılı hayat oyuncuları, bu davranış zincirini, çok iyi bilip uyguladıkları içindir ki, hayat sahnesinde pek stres yaşamazlar. Madem ki sizler de birer hayat oyuncususunuz, o halde sizler de bunu uygulamak zorunda hissetmelisiniz kendinizi. Eğer bu hissetmeyi yaşarsanız, performansınız yeni iklimler yaratacaktır. Alanınız ne olursa olsun (baskı altında da olsa…) çabalarınız hazırlıklarınızı hızlandıracak, size güçlü yarınları hazırlayacaktır.

Unutmamalısınız ki, kendi içinizdeki baskılar veya olumlu kullanıp değerlendireceğiniz dış baskılar, sizi -hazırlık döneminden sonra- olağanüstü sonuçlara götürebilir. “İnanmıyorum” diyenlere tek tavsiyem, Milli Mücadele Tarihi’ni iyi okusunlar. Nice baskıların, nasıl olağanüstü başarıya götürdüğü, o satırların ışığında belirgindir.

Baskı kişinin olaylar karşısında nasıl test edildiğinin göstergesi olarak da gösterilebilir. Çünkü daha dikkatli davranmanızı, o konuda yoğunlaşmanızı, “Ben yaptım oldu” saçmalığından kurtulmanızı, ilgili olup öyle davranmanızı sağlar. Dolayısıyla baskıdan korkmayın. Ama insanlar nedense, baskı nedeniyle, başarısızlık korkusuna kapılırlar.sakın sakın, bu konudaki korkunuzdan da korkmayın. O korkuyu, yukarıdaki önerilerim doğrultusunda değerlendirip, avantajlı hale dönüştürürseniz, korkuya zaten gerek kalmayacaktır. Önemli olan nasıl yapabileceğinizi bilmenizdir. Bunu öğrendiğinizde, başarılı olabilirsiniz. Performansınız standartlarınızı aşacaktır. Çünkü siz, yarınki sizle yarışacaksınız. Bu da sizin devamlı uyarıldığınızı, enerjinizin sürekli beslendiğini ve başarıyı benimsediğinizi gösterecektir. Sonuçta baskı ile stresi birbirinden ayırarak yaşamayı bilmelisiniz. Baskı odaklarınıza hakim olarak, baş edebilecek planlamalarınızı doğru yapmalısınız. Kendinize baskı yaparak, performansınızın yücelmesini inatla isteyip, arzulamalısınız…

 

Kazım Eryüksel

www.beyingucu.gencgelisim.com

Bir önceki yazımız olan Hemşirenin Dırdırcı Hastaya Tepkisi başlıklı makalemizde mutlu olmayı seçmek, mutsuz olmayı seçmek ve yaşamımızı tercihlerimizle şekillendirmek hakkında bilgiler verilmektedir.

You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir