Başarılı İşadamının Akıl Hocası Kim Olmalı?

Written By: Beyin Gücü - May• 23•13

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

patron1

 

Koç mu Mentör mi Lala mı?

Her başarılı işadamının geçmişinde, başı sıkıştığında hâlâ kapısını çaldığı, akıl danıştığı, bazen de özlemle yâd ettiği bir yol gösterici, bir “usta”sı vardır. Kütüphaneler dolusu kitapların anlatamadığı, hiçbir okulun öğretemediği hayat derslerini karşılık beklemeden birkaç cümleyle sunuveren sevecen bir bilge kişi… Bu bilgi kişi kim mi? Günümüzde bunun adı epeyce değişti dostlar. Kimi KOÇ diyor, kimi MENTOR diyor ama ben buna “Lala” diyeceğim.

Bir işadamı yetişirken hem maddi bilgilerini, hem de manevi bilgilerini alıyor. Kimden? Önce ustasından. Sonra? Sonra ise lalalarından… Bu deyimi biz sadece Şehzade yetiştiren kişi olarak biliyoruz ama hayır, aslında her yöneticinin bir Lalası vardır. Selçuklular döneminden Osmanlı’nın son dönemine kadar devam etmiştir. Selçuklular döneminde Atabey’ler vardı. Osmanlı’da ise Lalalar… Ne yapardı Lalalar? Hadi biraz ondan bahsedelim, sonra da Mentörlük kavramına büyüteç tutalım.

Lala Kime Denir?

Padişahların belli bir yaşa gelen erkek evlatları, yanlarında annesi, hocaları, askerleri ve diğer görevliler olduğu halde bir sancağa gönderilirdi. Buna “Sancağa çıkma” veya “Sancağa çıkarılma” denirdi. Sancak; eyalet sistemiyle yönetilen Osmanlı Devleti’nde, kendisine bağlı kazaları ve köyleri bulunan, vilayetlerle kaza arası bir idarî birimdir. Geleceğin hükümdarını yetiştirmek üzere görevlendirilen lalalar, din ve fen ilimlerinde mümtaz şahsiyetler arasından seçilirlerdi. Şehzadeler sancağa çıkarken bazen yanlarına birden fazla lala görevlendirilirdi. Bu durumda en kıdemlisi “Lala Paşa” unvanını taşırdı. Lalanın ilmî kıymeti yanında, padişahın fevkalade itimadını kazanmış emin bir kimse de olması gerekliydi. Çünkü bunlar şehzadenin iyi bir devlet adamı olarak yetişmesi yanında, onun padişaha karşı itaatini de kırmaması lazımdı. İtimadı sarsacak durumlarda lalaların görevden alınması padişahın yetkisindeydi. Lalalar yetiştirdikleri şehzadenin padişah olması durumunda büyük bir nüfuz kazanırlardı. Tahta geçen yeni padişah, lalalarının en kıdemlisi olan Lala Paşa’yı vezirliğe ve bazen de sadrazamlığa tayin ederdi.

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

Mentör de Kimmiş?

Şimdi gelelim Mentörlük yani akıl hocalığı kavramına… Sadece kişide var olan özellikleri paylaşmak değil, ona kendi içindeki özelliklerini geliştirmede yardımcı olma, onun bu özelliklere nasıl ulaşacağını göstermektir mentörlük. İş yaşamındaki uygulama süreci ise, hem yeni başlayan çalışanların kuruma kazandırılmaları ve kurumu tanıyıp bilgi edinmeleri amaçlı kullanılmakta, hem de özellikle gelecek vaat eden potansiyeli yüksek çalışanların, kurum bünyesindeki deneyimli yöneticilerin yol göstermesi dahilinde, sahip oldukları bilgi ve beceriyi ‘deneyim’ olgunluğuyla birleştirmelerinde rol oynamaktadır.

Koç Ne İş Yapar?

“Peki, KOÇ’lukla Mentorluk ya da Lalalık arasında ne fark var?” diye soruyorsunuz. Koç, büyük çoğunlukla kişinin bağlı olarak çalıştığı yöneticisidir ve aralarında ast-üst ilişkisi vardır. Koç, gücünü iş sonuçları ve performans beklentilerinden alır. Oysa mentör, kişiyle doğrudan iş ilişkisi olmayan, hatta farklı kurumdan bir kişi bile olabilir. İlişki; güç ve zorunluluktan çok güvene ve saygıya dayanır. Koçluk çağdaş yönetici rolünün olağan bir boyutudur; yönetici tüm astlarını geliştirmelidir. Mentörlük ise, mentörlük alanın talebi ve seçimi üzerine gerçekleşen, oldukça gönüllü bir deneyim aktarımıdır. Peki, Lalalık bütün bu kavramların neresinde? Lala, kendinde ne varsa verir ve en önemlisi, sır kapısıdır. Yani Lala, öğrencisinin sırlarını vermediği gibi, öğrenci de Laladan öğrendiklerini hayata geçirme dışında sır gibi saklar. Hatta padişah olunca onu yanı başından ayırmaz.

İyi bir işadamı olmak için iyi bir manevi öndere ihtiyaç vardır. Osmanlı döneminde de hemen her padişahın arkasında mutlaka bir manevi önder vardı.  Fatih Sultan Mehmet ile Ebul Vefa Hazretleri, Kanuni ile Yahya Efendi, Yavuz Sultan Selim ile Zenbilli Ali Efendi, Sultan Ahmet ile Aziz Mahmud Hüdayi Hazretleri’nde olduğu gibi… Günümüz işadamlarının da en önemli ihtiyacı fikir danışacağı, derdini dökeceği, tecrübelerinden yararlanacağı bilge karakterli bir manevi önderdir. Adına ister koç deyin, ister mentör, ister lala…

 

Fahri Sarrafoğlu 

www.beyingucu.gencgelisim.com

Bir önceki yazımız olan Çizgiyi Aşmak ya da Aşmamak başlıklı makalemizde çizgiyi aşmak, çizgiyi aşmamak ve çizgiyi aşmamanın önemi hakkında bilgiler verilmektedir.

You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir