Artık Tanıtımlar Daha Kolay

Written By: Beyin Gücü - May• 08•13

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

kosullanma

 

Ürün tanıtımı kaçınılmaz bir zorunluluk. Tanıtımın ise çeşitli yolları var. Yakın zamana kadar bu iş bu kadar kolay değildi. Fuarcılık olayı öyle hızlı bir şekilde gelişti ki bütün olmazları olura çeviriverdi. Bugün için değerlendirmek gerekirse; özellikle sanayicilerin ürünlerini geniş kitlelere tanıtabilmeleri açısından, fuarların yerini başka hiçbir aracın doldurabilmesi mümkün değil.

Eskiden fuar olarak yalnızca “İzmir Enternasyonal Fuarı” vardı. Her yıl Ağustosun yirmisinde başlar, Eylül ayının yirmisine kadar bir ay boyunca açık kalırdı. Başta Amerika ve Rusya olmak üzere birçok ülkenin katılımı ile tam bir gövde gösterisine dönüşen o fuarlar, mal tanıtımından çok halkın aklını çelmek amacına hizmet ederdi.

O zaman çocuktum ama hatırlıyorum. Ağırlıklı olarak Ege Bölgesi’nin her yerinden köylüsüyle, kentlisiyle, büyüğüyle, küçüğüyle insan mozaiğinin her bölümü gelirdi o fuara. Ayrıca, fuarın yapıldığı Kültürpark içindeki çoğu açık, çeşitli gazinolarda o zamanın ünlüleri; Zeki Müren’den, Müzeyyen (Senar) Abla’sına kadar birçok sanatçı sahne alırdı. Aslında o hâliyle fuardan çok panayır havası vardı. Zaten kimse fuardan söz etmezdi. İzmir’in kurtuluşunun kutlamaları de aynı tarihlere rastladığı için olacak, millet fuara değil, “9 Eylül”e gidiyorum derlerdi.

Şimdiki fuarlar çok farklı. Tamamı ihtisas fuarı olarak kuruluyor. Bu nedenle de artık hiç kimse, oralara eğlence için gitmiyor. Herkes yenilikleri öğrenme peşinde. Organizasyonlar da oldukça başarılı. Ülkenin her yanından, gruplar hâlinde ve konuyla ilgili insanlar geliyor. Hatta yurt dışından gelenler de oldukça fazla. Birkaç günlük fuar süresinde yüzlerce ziyaretçi ile karşılaşmak oldukça sevindirici bir şey. Çünkü başka türlü ne yaparsanız yapın, o kadar insana tanıtım yapamazsınız.

Ancak, fuara katılmak öyle pek de kolay bir iş değil. Neden derseniz, her sene yeni bir şeyler üretip onları sergilemeniz gerekiyor. Hatta çoğu firmalar, biraz da zaten önceden tanındıkları için, fuarlarda sadece yeni ürünlerini sergiliyorlar. Bu arada çok güzel kataloglar da hazırlamanız gerekiyor. O birkaç gün içinde neyiniz var, neyiniz yoksa, bütün kurdunuzu ortaya dökmeniz, yani bütün kozlarınızı oynamanız gerekiyor.

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

Ayrıca bir konuyu açıklamak gerekirse, hangi fuara katıldığınız da son derecede önemli. Sözün gelişi; bir Mısırlının Kahire’deki bir fuarda sizin standınızı ziyaret edip ürünlerinizi görmesiyle, uluslararası bir fuarda, örneğin Hannover’de görmesi çok daha etkileyici oluyor.

Bir süredir biz de içeride ve dışarıda, birçok önemli fuara katılıyoruz. Özellikle Hannover Fuarı’nda yılladır aynı köşede ürünlerimizi başarıyla sergiliyoruz. Ürün yelpazemizin genişliği ve kalitemizin iyi bir düzeyde olması nedeniyle, büyük ilgi görüyoruz. Doğrusunu isterseniz bu durum çok hoşumuza gidiyor.

Dünyaca tanınmış büyük firmaların temsilcileri, özellikle fuarın birinci gününde, hem henüz pek kalabalık olmadığı için, hem de rakipleri ilk günden görüp tanıma adına, ilgi duydukları bütün standları dolaşıyorlar. Bu arada bizi de ziyaret ediyorlar. Çoğunlukla da heyecanlanıyorlar. Nedense, Türkiye’de böyle güzel çalışmalar yapılabileceği pek kafalarına yatmıyor. Bu arada, tümüyle kendi tasarımımız olan bazı ürünlerimizi isteyerek ya da “göstermeden alarak” (!) elde etme gereği duyanlar da oluyor.

Fuarlarda bizler de yeni çıkan ürünleri tanıma fırsatı buluyoruz. Dünya devlerinin ne tarafa yöneldiklerini gözlemliyoruz. İleride hangi konulara öncelik vereceğimizi düşünmeye başlıyoruz. Ayrıca, günlük hayatı ilgilendiren konulardaki gelişmeler de ilgimizi çekiyor. Seksenli yıllarda gördüğümüz barkod sistemiyle satış olayı da hayli ilgimizi çekmişti. Herhangi bir ürünün üzerine dokununca, sesli olarak onun fiyatını bildiren cihazı görünce; sevgili ortağım Abidin’in: “Bir de bize dokunsa da kaç para ettiğimizi öğrensek” esprisini hatırladıkça hâlâ gülüyoruz.

 

Gazanfer Sanlıtop

www.beyingucu.gencgelisim.com

Bir önceki yazımız olan Her Zaman Kötüde İyiyi Görebilmek başlıklı makalemizde kötüde iyiyi görebilmek, olumlu bakış açısı ve olumlu bakmak hakkında bilgiler verilmektedir.

You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir